SAYFA HARİTASI

 

İLÇEMİZİN TARİHÇESİ  COĞRAFİ KONUM  BİTKİ ÖRTÜSÜ  AKARSULARI  GÖLLER VE BARAJLAR   ZENGİNLİK KAYNAKLARI  İKLİMİ  BELDELER   MERKEZ MAHALLELER  İLÇEYE BAĞLI KÖYLER  İLÇEDE BULUNAN SAĞLIK KURUMLARI    İLÇEMİZDE EĞİTİM-ÖĞRETİM  İLÇEMİZİN EKONOMİK YAPISI  KÜÇÜK SANAYİ VE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ  TARIM VE HAYVANCILIK

  BALIKÇILIK  ARICILIK  TİCARET  KÜLTÜR VE TURİZM VARLIKLARIMIZ  GELENEK-GÖRENEKLER  BUCAK YÖRESİ YEMEK VE TATLILARI  BUCAK TÜRKÜLERİ    DEYİMLERİMİZ   MİLLİ MÜCADELEDE BUCAK BUCAK FOTOĞRAFLARI   ŞEHİR REHBERİ

 

 

İLÇEMİZİN TARİHÇESİ:

Bucak İlçesi ve çevresinin tarihi M.Ö.1900 yıllarına kadar uzanmaktadır. Belirtilen tarihte Bucak İlçesine bağlı şimdiki Çamlık Köyü yakınlarındaki Cremna Bölgesinde Pisidialıların yerleştiği bilinmektedir. Bu bakımdan ilçenin ilk yerleşim yerinin Cremna olduğu kuvvetli muhtemeldir.

Tarihin her döneminde Bucak çevresi bir çok devletin egemenlik sahası içinde görülmektedir. Günümüze kadar uzanan tarihi kalıntılar, ören yerleri, höyükler bunu belgelemektedir. Pisidialılar M.Ö. 1200 Yıllarında Frig egemenliği altına girmişler, daha sonra bölgede sırasıyla Selekoslar, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslar, Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu egemenliklerini sürdürmüşlerdir.

Türklerin 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi sonucu Anadolu’ya girmelerinden sonra 1204 yılları III. Kılıçarslan zamanında Türkler bölgeye gelerek yerleşmişlerdir. Anadolu Beylikleri zamanında Isparta ve Burdur civarında yaşayan Hamitoğulları ile Antalya çevresinde yaşayan Tekeoğulları arasında yaşanan uzun çatışmalar sonucu Hamitoğulları bölgeyi ele geçirmiş ve bölgeye yerleşmişlerdir. Tarihi kalıntılardan ve kayıtlardan anlaşıldığına göre bu dönemde İlçe çevresinde yerleşimler olmuştur.

Bugünkü Çamlık Köyünde Girmiye yerleşim merkezi kurulmuş, bu köy uzun süre Teke Sancağına bağlı bir nahiye ve kaza olarak kalmıştır. Kocaaliler (Melli)’ de de yerleşimlerin ilk temeli bu dönemde atılmıştır. İncirhan çevresinde incirli köy, şimdiki incirdere köyü yakınlarında Güğüp köyü, bugün ilçemizde Turba denilen mevkide Hamit Köyü, şu anda sanayii sitesinin bulunduğu yerde Onac Köyü o dönemin önemli yerleşim merkezleridir. Büyük Türk gezgini Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde Elmalı, Istanaz Korkuteli)’ den Ispartaya geçişinde “İncirli Teke Toprağında bir Müslüman Köyüdür” cümlesi İncirli Köyünün varlığını doğrulamaktadır.

Bu köylerin günümüze kadar ulaşabileni sadece Girmiye (Çamlık Köyü)’ dür. Diğerleri günümüze kadar ulaşamamışlardır. Bunun sebebinin Şahkulu (Baba Tekeli) baskınları ile 1830 ortaya çıkan ve yedi yıl süren pek çok insanın öldüğü veba salgınları olduğu söylenmektedir.

COĞRAFİ KONUM:

KONUMU : Akdeniz Bölgesinin Antalya bölümünde yer alan Bucak, Burdur iline bağlı çevresinin gelişmiş bir ilçesidir. 30-31 doğu meridyenleri ile 35-38 kuzey paralelleri arasında yer almakta; Yüzölçümü ise 1436 kilometrekaredir. Burdur – Antalya karayolu üzerinde yer alan ilçe merkezinin Burdur’a uzaklığı 44 km, Antalya’ya olan uzaklığı ise 80 km.’ dir.

Ovaya doğru uzanan bir vadinin taban ve iki yakasında kurulan ilçe merkezinin coğrafi yapısı iki bölüme ayrılmaktadır. Burdur-Antalya karayolunun batısında yer alan bölüm ovalık, doğusunda kalan bölüm ise dağlık ve ormanlık bir araziden oluşmaktadır. Doğudaki dağlar Teke Yöresindeki Bey dağlarının bir devamı olarak güney-kuzey doğrultusunda uzanır. İlçenin batı kesimindeki ovalar ise dağların doğrultusuna uyarak güneyden kuzeye doğru sıralanır. İlçenin denizden yüksekliği 850mt. civarında olup ortalama yükseklik 750 mt.’ dir.

İlçenin topraklarını doğudan Isparta İlinin Sütçüler İlçesi, Güneyden Antalya İli, Batıdan Burdur Merkez İlçesi ve Kemer İlçesi, Kuzeyden Çeltikçi ve Ağlasun İlçeleri çevrelemektedir. 

BİTKİ ÖRTÜSÜ : İlçenin doğusunu kaplayan dar ve geniş karakterli vadilerden oluşan dağlık arazi, Isparta İli sınırındaki Aksu nehrine kadar %40’ lık bir eğimle iner. Burada hava biraz daha ılıktır. Bu bölgede köyler genellikle dağınık ve bölge tamamen ormanlarla kaplıdır. Ormanların % 86 ‘sını Kızıl Çam, % 6’ sını ardıç, % 4’ ünü sedir, % 2’ sini meşe, % 1’ ini Kızılağaç ve %1 ‘ini diğer ağaç türleri teşkil etmektedir. Ayrıca bu bölgede Antep Fıstığı, Zeytin ve İncir ağaçları da yer almaktadır.

İlçenin batısında kalan ovalık arazide bölümler dar ve geniş sahalarla birbirine irtibatlı düz ve verimli topraklardır. Bu bölgede tepecikler pınar meşesi denilen çalılıklarla kaplıdır. Kestel, Heybeli, Yüreğil Köyleri ile Ürkütlü Beldesinin kuzeyindeki dağların yüksek kısımları çam, ardıç ve meşe ağaçlarıyla kaplıdır.

AKARSULARI: Onaç Çayı:Çeltikçi İlçesini Bağsaray Beldesi dağlarından doğarak İlçemiz Dağarcık, Alkaya ve Seydiköy arazilerinden geçerek Onaç sel kapanında toplanır.

Aksu: Isparta ile Eğirdir İlçesi Aksu Bucağından çıkarak , Isparta çayı ve yine Isparta’nın Çandır köyünden çıkan Göksu ile birleşir.İlçemiz ,Çamlık ve Elsazı köylerinin arazilerinden geçerek Karacaören –1 ve Karacaören-11 barajlarından geçtikden sonra Antalya ovasına dökülür.

Kestel Çayı: İlçemiz Kestel dağı ve köyünden doğarak kurutulan Kestel Gölü içerisinden geçer, yine aynı arazideki düdenlere dökülür.

Kızılsu: İlçemiz Kocaaliler beldesinin kırmızı topraklı dağlık ve ormanlık arazilerinden yağışların bol olduğu zamanlarda akar, İlçemiz Gündoğdu beldesindeki sel kapanında birikir.

GÖLLER VE BARAJLAR: İlçe sınırları içerisinde sürekli suyu bulunan doğal bir göl yoktur. Yağışların bol olduğu yıllarda Kestel,Heybeli(Ambahan),Yüreğil köylerine ait arazilerde göl oluşmakta ve yaz aylarına doğru bataklık halini almaktadır. D.S.İ. Bölge Müdürlüğünün çalışmaları sonucu buralar kurutularak son yıllarda tarıma elverişli hale getirilmiştir.

Aksu nehrinin İlçemiz sınırlarından geçtiği Karacaören köyünde Karacaören-I , Çopanpınar, Kocayer ve Kargı köylerinde Karacaören-II baraj gölleri oluşmuştur. Bu barajlar taşkından koruma ve elektrik üretme amacıyla kurulmuştur Isparta – Antalya karayolunun geçtiği bu bölge ormanlar ve baraj gölleri ile birlikte eşsiz güzellikler oluşturmaktadır. 

DAĞLAR: İlçenin doğu ve kuzey bölümleri dağlarla kaplıdır. Doğudaki dağlar Beydağlarının devamıdır. İlçenin kuzey bölümünü kaplayan dağlar tektonik havzayı güney ve güneydoğudan sınırlayan dağlardır. Bunlardan en yüksek olanı 2336 mt. ile Kestel dağındaki Katrancık tepesidir. 

İKLİMİ: Bucak ilçesinin iklimi tam bir geçiş iklimidir. İlçede Akdeniz iklimi ile İç Anadolu’nun kara iklimi arasında bir iklim görülmektedir. Yağış bakımından Akdeniz iklimi ,sıcaklık koşulları bakımdan İç Anadolu iklimi yaşanır. Melli (Kocaaliler ) bölgesinin bir bölümü ile Aksu vadisinde kalan bölümlerde tamamen Akdeniz iklimi yaşanmaktadır. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde kış mevsiminde soğuklarla birlikte kar yağışı görülmekte olup; ancak 2-3 günden fazla kalmamaktadır.

Kış aylarında karasal iklim görülen yerlerde ısı –5 dereceye kadar düşer. Yağışlar genellikle kış ayları ve bahar girişinde görülür. Yaz aylarında ise kurak ve sıcak bir iklim görülür, genellikle ısı 40 dereceye kadar yükselir. Ortalama sıcaklık 15 derece dolayındadır. 

ZENGİNLİK KAYNAKLARI: Yer altı zenginlikleri bakımından Kestel köyü ve İncirdere köylerinde mangenez yataklarına sahip olup,ancak işletilmemektedir. Çamlık ,Karaseki, Beleören ve Üzümlübel köylerinde zengin traverten mermeri yatakları işletilmektedir.

İlçemiz ova köylerinin arazilerde taban suları mevcuttur. Kuyu ve sondajlarla yeryüzüne çıkarılan sular içme ve sulamada kullanılır.

BELDELER: 01 Bucak İlçe Merkezi,02 Çamlık Belediyesi,03 Gündoğdu Belediyesi,04 Kızılkaya Belediyesi,05 Ürkütlü Belediyesi,06 Kocaaliler Belediyesi

MERKEZ MAHALLELER 1 Alaattin Mah.,2 Barbaros Mah ,3 Cami Mah.,4 Çavuşlar Mah. ,5 Çukur Mah. ,6 Fatih Mah. ,7 Karayvatlar Mah. ,8 Konak Mah. ,9 M. Akif Mah. ,10 Mimar Sinan Mah. ,11 Oğuzhan Mah. ,12 Pazar Mah. ,13,Sanayii Mah. ,14 Yeni Mah. ,15 Yörükler Mah.,16 Yunus Emre Mah. ,Çamlıca Mah.,Attila Mah..

  İLÇEMİZE BAĞLI KÖYLER:

01 Alkaya Köyü,02 Avdancık ,03 Belören ,04 Beşkonak,05 Dağarcık ,06 Dutalan ,07 Elsazı ,08 İncirdere ,09 Karaaliler ,10 Karacaören ,11 Karapınar ,12 Kestel,13 Kuşbaba,14 Seydiköy ,15 Susuz ,16 Taşyayla,17 Üzümlübel,18 Boğazköy ,19 Heybeli ,20 Karaot ,21 Keçili ,22 Kızılcaağaç ,23 Uğurlu,24 Yuva,25 Yüreğil,26 Çobanpınar ,27 Demirli,28 Karaseki,29 Kargı ,30 Kavacık,31 Kızıllı,32 Kızılseki,33 Kuyubaşı.

  İLÇEMİZDE BULUNAN SAĞLIK KURUMLARI:

a-Hastaneler; Bucak Devlet Hastanesi İlçe düzeyinde son derece yüksek standartla ,modern tıbbi cihazlarla , 200 yatak kapasitesiyle,mevcut 190 yatak sayısıyla, 17 pratisyen ,25 uzman doktoruyla, 71 hemşire ve 18 ebesiyle ,7 Anestezi teknisyeni, 9 Röntgen Teknisyeni, 9 Laboratuvar teknisyeni 14 sağlık Memuru ve 62 personel, 4 ameliyathane ve 8 diyaliz makinesiyle sağlık hizmeti vermektedir. . Özel Lider hastanesi ve poliklinikler özel sağlık kurumları olarak ilçemizde faaliyete başlamıştır.

b-Sağlık ocakları; İlçemiz Merkezinde 1 ve 2 Nolu Sağlık Ocakları ile Kızılkaya, Kestel, Kuşbaba, Ürkütlü, Kocaaliler, Karapınar, Gündoğdu ve Çamlıkta bulunan sağlık ocakları ile birlikte 10 adet sağlık ocağı, Taşyayla, Seydiköy, Karaot, Boğazköy, Uğurlu, Susuz, Karaaliler, Kızılseki, Demirli, Elsazı, Karacaören, Çobanpınar, Kargı, Kızıllı, Yüreğil, Heybeli ve İncirdere Köylerimizde Sağlık Evlerimiz bulunmaktadır . T oplam 16 doktor, 16 Hemşire, 43 ebe, 7 Sağlı Memuru, 1 Çevre Sağlığı Teknisyeni,3 Laborant, 16 personel ile birlikte vatandaşımıza hizmet vermeye devam etmektedir.

Ayrıca sanayi sitesi mevkiinde Bucak Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifi Hastanesinin inşaatı devam etmektedir. Bu hastanenin hizmete açılmasıyla Bucakta Sağlık hizmetleri yönünden sıkıntı kalmayacaktır. Merkez,Belde ve köylerimizdeki Sağlık Ocaklarında koruyucu hekimlik, çevre sağlığı ,poliklinik ,hıfzısıhha sağlık eğitimi ve aile planlaması hizmetleri en iyi şekilde verilmektedir.

İlçemizde Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı 06-12 yaş grubu çocukların bakımının ve rehabilitasyonunun yapıldığı İsmail SARI Zihinsel Özürlü Çocuklar Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi 1996 yılında hizmete girmiştir.50 yatılı çocuk kapasitesi olan merkezimiz de , Antalyada ikamet eden hayırsever işadamımız İsmail SARI tarafından yaptırılmış;Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna devredilmiştir. Bu kuruluşumuz halk katkılarına açık , yardımlarının kabul edildiği bir kuruluştur.

İlçemiz Okullar Caddesinde açılan Özel Bucak polikliniği de halkımıza Teşhis, Tedavi, Laboratuar gibi sağlık konularında 24 saat hizmet vermektedir.

  İLÇEMİZDE EĞİTİM-ÖĞRETİM: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK,eğitimin önemini belirten bu sözlerine göre Bucaklı inanır ki bir toplumun geleceği düzenli bir eğitim sistemi ile garanti altına alınabilir. "Toplumlar ne kadar zengin ve varlıklı olurlarsa olsunlar düzenli bir eğitime sahip değillerse bu varlıklar tükenmeye mahkumdur."

Eğitimin önemini iyi bilen, eğitime inanmış ve candan gönül vermiş Bucakta ilk resmi okul olan Oğuzhan İlköğretim Okulu 1927 yılında açılmıştır. Cumhuriyet dönemi ile birlikte eskiden mahalle mekteplerinde yapılan eğitim, günün şartlarına uygun olarak okullarda hızla verilmeye başlanmıştır. Ulu önderin Harf İnkılabı ve Eğitim seferberliği ile ilçe ve köylerinde yeni okullar inşa edilmiş, daha önceleri yerleşim merkezinin tarım ve hayvancılığa elverişli olması nedeniyle eğitime önem verilmediği görülmüşse de bu dönemdeki çalışmalar ve yapılan okullar cumhuriyet dönemi ile birlikte ilçe insanının birden eğitime yöneldiği görülmektedir.

Cumhuriyetimizin 75. yılında Bucak ilçesinde okur yazar oranının % 100 lere yakın olması Bucaklının eğitime verdiği önemin bir kanıtıdır. İlçe merkezi ve köylerde İlköğretim okulları yeni binalarında çağdaş bir eğitim vererek ülkemizin geleceği çocuklarımızı lise ve dengi okullara hazırlamaktadır. Sekiz yıllık zorunlu eğitimin başlangıcından bu yana personel, bina, araç ve gereç yönünden önemli sorunla karşılaşılmamış; bundan sonra da karşılaşılmayacaktır.

Bucak İlçesinde okulsuz köy yoktur. Ancak öğrenci mevcutlarının az olması nedeniyle 27 yerleşim biriminin okulu taşımalı sisteme dahil edilmiştir. İlçemiz okulları bünyesinde ve bağımsız olmak üzere 14 ana sınıfı mevcuttur. 18 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu, birisi ilçe merkezinde altısı köy ve beldelerde olmak üzere toplam 7 tane beş sınıflı ilköğretim okulu, altısı köy ve beldelerde, altısı ilçe merkezinde 12 adet ilköğretim okulu açık bulunmaktadır.

İlçemizde lise meslek liselerinin hemen hepsi mevcuttur. Bucak lisesi ve bünyesinde yabancı dil ağırlıklı lise, Kızılkaya beldemizde Kızılkaya lisesi genel liselerimizi oluşturmaktadır. Bunlarla birlikte Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi ve bünyesinde Anadolu İmam Hatip Lisesi, Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Meslek Lisesi öğretime devam etmektedir. Örgün eğitimin yanı sıra yaygın eğitim hizmetleri Halk Eğitim Merkezi ve Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından verilmektedir.

Bucak İlçesinde Halk Eğitim Merkezi 1981 yılında kurulmuş ve faaliyetlerini günümüze dek devam ettirmektedir. Özellikle Ulu Önder Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle düzenlenen okuma-yazma kurslarında başarı sağlayarak o günlerde ilçe genelinde % 85’ lerde olan okur-yazar oranını Cumhuriyetimizin 75. yılında % 100’ lere yaklaştırmıştır. Ayrıca Mesleki genel bilgi, sosyal ve kültürel kurslar her yıl düzenli olarak açılmış, kuruluşundan bu yana giyim, makine nakışları, trikotaj, el sanatları, bilgisayar operatörlüğü, kalorifer ateşçisi yetiştirme kursları, sosyal ve kültürel kurslarla yaklaşık 6.500 civarında insanımıza eğitim verilmiştir. 1990 yılında mahalli imkanlarla kurulan bilgisayar labarutuvarı amacına ulaşmış çok sayıda insanımız eğitilerek ilçe içerisinde ve çevre il ve ilçelerde istihdam edilmişlerdir. 1986 yılında kurulan Çıraklık Eğitim Merkezi 50 aday çırak, 202 çırakla eğitime başlamış, şu anda sanayii sitesi sosyal tesislerinde hizmetini sürdürmektedir. Açılışında dokuz meslek dalıyla eğitime başlayan Çıraklık Eğitimi Merkezi bugün itibariyle 89 meslek dalında eğitim verebilecek durumdadır.

Bucak İlçesi 1997-1998 Eğitim Öğretim yılında açılan S.D.Ü. Hikmet TOLUNAY M.Y.O. ile Yüksek Öğretimle tanışmış, S.D.Ü. Emin GÜLMEZ Teknik Bilimler M.Y.O’nun açılması ile ilçemizde Yüksek Okul sayısı ikiye çıkmış, S.D.Ü Zeliha TOLUNAY Eğitim Fakültesi önümüzdeki Eğitim-Öğretim yılına yetiştirilerek açılacaktır.

  İlköğretimde / Ortaöğretimde Derslik başına düşen öğrenci sayısı :

İlçemizde 2004-2005 öğretim yılında, 143 derslikte 3121 orta öğretim, 379 derslikte 7353 öğrenci olmak üzere toplam 522 derslikte 10474 öğrenci öğrenim görmektedir.

. Öğretmen ve Öğrenci sayıları :

(2004-2005 eğitim- öğretim yılında) İlçemizde 11 lise, 9’u merkezde olmak üzere 32 İlköğretim okulu, 1 Anaokulu ile toplam 45 adet kurum 483 merkezde, 158 Köylerde olmak üzere 641 öğretmen, 7950’si merkezde 2524’ köyde olmak üzere 10473 öğrenciye hizmet vermektedir. 2’si ilçe merkezinde 10’u Köylerde toplam 12 adet taşıma merkezi okullarda 1320 öğrenciye taşımalı eğitim öğretim verilmektedir.  

  İLÇEMİZİN EKONOMİK YAPISI: 1926 yılında ilçe olan Bucak 1960 lı yıllardan sonra ekonomik yönden güçlenmeye başlamıştır. Bu yıllardan sonra ilçe ekonomisinde büyük değişme ve gelişmeler gözlenmiştir. Bu gelişme Türkiye ekonomisinin üzerindedir. Bu gelişmenin nedenleri arasında en önemli faktör taşımacılıktır. İlçenin Antalya’ ya yakınlığı, bölgeyi diğer illere bağlayan karayolunun üzerinde bulunması ilçe halkının taşımacılığa yönelmesinde önemli etken olmuştur. Taşımacılık ile birlikte ihtiyaç haline gelen araç tamirciliği, karoser atölyeleri ile küçük sanayii birden gelişmiştir. Bu da o dönemde yüzlerce ailenin iş imkanına kavuşmasını sağlamıştır. Özellikle 1970-1980 li yıllarda Bucaklı karoser ustalarının yaptıkları kamyon kasaları Türkiye genelinde ün yapmış, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kamyoncular kamyon kasalarını Bucakta yaptırmışlar, bunun yanısıra araç tamirciliğinin yan kolları olan oto boyacılığı, oto elektrikçiliği, makasçılık vb. alanlarda yaygınlaşmıştır. Bu dönemin ilçe ekonomisine büyük katkıları olmuştur. 1980 li yılların sonuna doğru yurdun her yerinde sanayii alanında gelişmeler başlayınca oto tamirciliği ve kamyon karoserciliği duraklamıştır. Bu durumu yaşayan küçük esnaf ve sanatkarlar tamirciliği bırakıp, imalata yönelmişler. Bu alanda uğraşı vermişler; bunda da başarılı olmuşlardır. Bu nedenle ilçedeki sanayii üç bölümde incelemek gerekir.

  KÜÇÜK SANAYİ VE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ:

Özellikle oto sanayii ve buna bağlı kollarda gelişmiştir. Önceleri Belediyeye ait dükkanlardan oluşan dar mekandaki sanayii sitesi ilçemizin Burdur çıkışındaki yeni yerine taşınmış burada rahat bir mekanda hizmet vermektedir. Sanayii sitesinde otomobil, kamyon, otobüs, traktör, ziraat aletleri, iş makineleri vb. araçların tamirini ve bakımını yapan bir çok esnaf bulunmaktadır.

Bucak’ ta 3.150’ nin üzerinde küçük sanayii esnafı vardır. Küçük sanayinin özellikle oto sanayinin ileri düzeyde oluşu yeni bir ticaret dalının doğmasına neden olmuştur. Bu oto parçaları ticareti olup, yerli ve yabancı her türlü aracın yedek parçasını ilçede bulmak mümkündür. Küçük sanayiciler bu alandaki faaliyetlerini sürdürerek ilçeyi ekonomik hareketliliğe sevk etmişlerdir. Bucak küçük sanayii kooperatifinin yürüttüğü 362 üyeli şimdiki sanayii sitesinin yapımından sonra 100 üyelik ek sanayii sitesinin inşaatları tamamlanmış ve hizmete girmiştir.2006 yılından itibaren Bucak Organize Sanayi Bölgesi Bucak-Antalya karayolunun 5.km sinde açılmıştır.Bölgede mermer ürünleri işleyen ve ihracatı yapan fabrikalar başta olmak üzere Galericiler Sitesi ve Plazalar bulunmaktadır.   

ATÖLYE İŞLETMELERİ:

İlçede oto tamirciliğinin yaygın olması yörenin yeterli orman kaynaklarının bulunması inşaat sektörünün hareketli olması vb. nedenlere dayalı olarak atölye işletmeciliğinin gelişmesine neden olmuştur. Motor yenileme, torna tesviye, karoser, ağaç, demir ve plastik doğrama vb. atölyelerde genellikle sanayii sitesi içerisinde yer almaktadır. Daha önceki bölümlerde belirtildiği gibi Bucak sanayii esnafı üretime dönük çalışmalara önem vermiş, bu konuda başarı sağlamıştır. Sanayii sitesi içerisinde oto yan sanayii alanında üretim yapan bir çok atölye mevcuttur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz :Oto elektrik parçaları, far anahtarı, elektrik butonları, sinyal, far, silgeç kolları , bay pas pompası, eksoz freni, plastik döşeme parçaları vb. oto parçalarıdır. Ebatı ve şekli bilinen her türlü parçayı yapabilecek kapasitede bir çok atölye mevcuttur.

FABRİKALAR :

Son yıllarda ilçede fabrikaya olan eğilim artmıştır. Fabrikanın temelini 1960 lı yıllardan sonra gelişen küçük sanayii’ e bağlıdır. Bu fabrikaların kurucularının çoğu küçük sanayi esnaflığından gelmektedir.

Yörenin toprağının elverişli olması toprak sanayii’ nin de gelişmesine neden olmuştur. Bu gün Bucak’ ta 7 tuğla fabrikası mevcut olup, yaklaşık 500 civarında istihdamı sağlanmıştır.

İnşaat sektörüne hitap eden iki portatif iskele fabrikası, otomotiv sanayiine hitap eden piston ve gömlek fabrikası yine inşaat sektörüne üretim yapan büyüklü küçüklü 14 mermer işleme fabrika ve atölyesi, çelik kapı kasa fabrikası, akü fabrikası vb. küçük atölyeler ilçe ekonomisine canlılık getiren kuruluşlardır.

Bunun yanında Antalya-Burdur Karayolu üzerinde yapılan 2.Organize Sanayi Sitesinde mermer başta olmak üzere değişik alanlarda faaliyet gösteren fabrikalar ve galericiler sitesi, Kızılkaya Beldesinde Çimento fabrikası ülkemize hizmet vermektedir.

I. TARIM VE HAYVANCILIK:

1- TARIM :

İlçede iklimin ılıman oluşu ve arazinin elverişli olması her türlü ziraatın yapılmasına imkan vermektedir. İlçe ve Köylerinde toplam 8975 çiftçi ailesi bulunmaktadır. Bunlar 236.428 Da kuru, 63.572 Da sulu olmak üzere toplam 300.000 Da tarım alanında her türlü ziraat yapmaktadır.

Yağlı Tohumlar:Haşhaş , susam ,yer fıstığı ve az miktarda ayçiçeği üretimi yapılıp ,ayçiçeği yağ sanayiinde diğerleri çevre pazarlarında tüketilmektedir. Haşhaş üretimi Bucak Toprak Mahsülleri Ofisi Ajans Müdürlüğü tarafından denetimli olarak yapılmakta ,içerisinde uyuşturucu içeren haşhaş kapsülü yine ofis tarafından satın alınmaktadır.

Yumrulu Bitkiler :Kuru soğan , sarımsak ,patates üretilmektedir. Çevre pazarları ve yurt içinde pazarlaması yapılmaktadır.

Yem Bitkileri:Yonca , sudan otu ,fiğ ,mısır üretimi yapılır. Bunlar sadece çiftçilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretilmektedir.

Hububat:Bucak’ta yaklaşık 7731 hektar alanda yapılan ekimden 19.714 ton buğday ,6816 hektar alandan 17.028 ton arpa ,596 hektar alandan 1073 ton yulaf elde edilmektedir. Çiftçiler hububatın bir bölümünü T.M.Ofisine bir kısmına da tüccara satmaktadır. Son yıllarda Çamlık beldesi başta olmak üzere Aksu vadisinde seracılık yapılmaktadır.

2- HAYVANCILIK :

İlçemiz doğa şartları bakımından hayvancılığa elverişlidir. Bu nedenle İlçemizde hayvancılık oldukça iyi durumdadır. Bölgede süt ve besi sığırcılığı , koyun, keçi ve kümes hayvancılığı yapılmaktadır. 1986 yılına kadar süt ve besi sığırcılığına pek önem verilmeyen İlçemizde genellikle küçük baş hayvancılığı (koyun, keçi), büyük baş hayvan olarak yerli ırklar üretilmiştir. Yerli ırklardan istenen et, süt verimi elde edilemediği için Avrupa ırklarına yönelinmiş yurt dışından ithal edilen kültür ırkı süt hayvanları ve düveler üstün verimli hayvan spermleri ile hayvancılığın kalitesi yükseltilmiştir. Hayvancılık köylerimizin hepsinde yapılmaktadır. Üretilen sütler yerleşim birimlerindeki kooperatifler aracılığı ile toplanarak değerlendirilmektedir. Bucak İlçesi ve köylerindeki günlük süt üretimi 65-70 ton civarındadır. Bu sütlerin yaklaşık 30 tonu yine ilçemizde bulunan 8 mandıra tarafından alınmakta ve işlenmekte, geri kalan 40 ton civarındaki sütte İlçemizde bulunan iki adet süt toplama merkezinden yurdumuzun değişik illerine gönderilmektedir.

Kümes hayvancılığı çevre il ve ilçelere göre ilçemizde daha iyidir. Özellikle Seydiköy, Alkaya, Dağarcık ve ilçe merkezi dahil Karapınar, Karaaliler, Kızılcaağaç köylerinde yumurta tavukçuluğu yapılmakta, bir çok aile geçimini bu yoldan sağlamaktadır. Ayrıca İlçe merkezi ve köylerde her ailenin kendi ihtiyacını karşılayacak kümes hayvanı mevcuttur.

 4- BALIKÇILIK : Balıkçılıkta ilçemizin önemli geçim kaynaklarındandır. Karacaören I Baraj gölünde 30.000 dönüm alanda göl balıkçılığı yapılmakta, balık çeşitlerini sazan, levrek, kefal ve yayın oluşturmaktadır. Bu gölde Karacaören, Elsazı ve Kızıllı köylerinin balıkçılarına ait %80 ‘ i motorlu kayıklar oluşturmakta, bu kayıkların ruhsatlandırma işlemleri İl Tarım Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Gölden elde edilen balıklar yine bu üç köyün birlikte kurmuş olduğu Su Ürünleri Kooperatifi tarafından değerlendirilmektedir. Onoç banaj göletinde de olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Karacaören II Baraj gölünde 750 dönüm alanda balıklandırma çalışmaları yapılmaktadır. Son yıllarda havuz balıkçılığı konusunda ilgili çalışmalar yapılarak halk alabalık üretimine özendirilmiştir. Karacaören I ve II baraj göllerinde sayıları onu geçen kafes balıkçılığı ile birlikte Kestel köyünde 3, Heybeli’de 1, Pamucak’ta 1, Elsaz’ında 1, Dutalan’da 1, Kuşbaba’da 1 olmak üzere 8 adet havuz balıkçılığı yapılmaktadır. Haftanın Perşembe ve Pazar günlerinde halk pazarı kurulmaktadır. Bu pazarlarda yörede yetiştirilen ürünler alınır, satılır.

4- ARICILIK: Köylerinde ek kazanç olarak arıcılıkta yapılmaktadır. Gezginci arıcılık şeklinde olan arıcılık son yıllarda zirai ürünlerde görülen hastalık ve haşerelere yapılan ilaçlı mücadeleler arıcılığı olumsuz yönde etkilemiştir. İlçedeki toplam 2.650 adet kovandan 27 ton bal üretilmektedir.

Kooperatifler:Bucak halkı birleşmeyi ,dayanışmayı sever. Birbirlerine yardım etmek Bucak halkının en iyi vasıflarındandır. Bu nedenle ilçemiz merkezinde ve köylerinde aktif olarak çalışan değişik amaçlı kooperatiflerimiz vardır. Şu anda 29 Tarımsal Kalkınma ,6 Sulama ,1 Su ürünleri olmak üzere toplam 36 adet tarımsal amaçlı kooperatifimiz bulunmaktadır. Bu kooperatiflerimizden 1 tanesi 200 başlı süt inekçiliği projesini uygulamaktadır. İlçemizde tarım çoğunlukla günümüzün gerektirdiği makinalarla yapılmaktadır. 

5- TİCARET:

Bucak , turizmin merkezi durumunda olan Antalya’ya yakınlığı ve Antalya’yı diğer şehirlere bağlayan karayolunun üzerinde bulunmasından ticaret ve turizm yönünden oldukça hareketlidir.

İlçe nüfusunun kalabalık olması, Çeltikçi ,Ağlasun ilçelerinin ilçemize yakın olması ilçedeki ticari faaliyetleri canlı kılmaktadır. İlçe merkezinde konfeksiyon ,tuhafiye,beyaz eşya ,inşaat malzemeleri ,haberleşme cihazları ,pansiyon işletmeciliği vb. alanlarda çok sayıda ticaret erbabı esnaf bulunmaktadır. Kısaca günümüzde ihtiyaç duyulan her türlü malzemeyi ilçemiz esnafında bulmak mümkündür.

Bucak ilçesinde kitre ve salep ticareti de ilçe ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Dondurma üretiminde kullanılan kitre ve salep Türkiye genelinde pazarlanmakta , ülke ihtiyacının yaklaşık %70 Bucaklı esnaflar tarafından karşılanmaktadır. Sayıları 25’i bulan oto galerileri ve araba bayileri nedeniyle ilçemiz otomobil alım–satım yönünden oldukça hareketlidir. İlçemizde aşağıda adları bulunan ticari kuruluşların ilçe ekonomisindeki hareketliliği belirtmektedir.

Ziraat Bankası ,Türkiye İş Bankası ,Türkiye Halk Bankası ,Türkiye Emlak Bankası ,Akbank, Şekerbank bulunmaktadır. İlçe merkezinde 15 sarraf ve kuyumcu, 22 Anonim şirket, 7 kolektif şirket, 3 komandit şirket, 66 muhtelif kooperatif, 242 limitet şirket vardır. Bucak’ ta çeşitli esnaf ve kesimleri temsil eden ekonomik ve sosyal hayat içerisinde etkili olan oda, dernek ve kurumların sayısı da oldukça fazladır.

Ticaret ve Sanayii Odası :1966 yılında kurulmuş beş kişiden oluşan yönetim kurulu tarafından yönetilmekte olan odanın 680 üyesi mevcut olup, gelirlerini üye aidatları, basılı evrak ve kağıtlardan karşılamaktadır. Yönetim Kurulu Başkanı İlçemiz Esnaflarından Hüseyin ERDEM’ dir. İlçenin ticaret ve sanayii ile işlerini takip ederek yine bu konularla ilgili bilgi ve haberleri üyelerine ulaştırır. Üyelerin resmi kurum ve kuruluşlarla ilişkilerinde yardımcı olur.

S.S. Bucak Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi : 1163 sayılı kooperatifler kanunu gereğince 1964 yılında ilçemizde kurulmuş olan kooperatifin amacı ortakları olan esnaf ve sanatkarlara devletin vermiş olduğu ucuz faizli kredilerde aracılık yapmaktır. Yönetim kurulu 7 kişiden oluşmakta olan kooperatifin Yönetim Kurulu Başkanı İlçemiz esnaflarından Ali CİVAN’ dır. Kendi binasında hizmet veren kooperatifin sermayesi 572.000.000.000.-TL’ dir. İlçemiz sanayii sitesi karşısında 160 yataklı Esnaf Hastanesinin 11 katlı karkas yapısını tamamlamış olup, hastane hizmete açıldığında üyelerine, ilçe halkına ve bölgemize hizmet verecektir. Yine kooperatifin üyelerine ve ilçe halkına hizmet amacı ile bir ambulans, bir de cenaze nakil aracı mevcuttur.

Bucak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığı: İlçemizde 1964 yılında kurulan odanın 2.901 üyesi vardır. Şoför Esnafının hak ve menfaatlerini korumak esnaf arasında birlik ve beraberliği, yardımlaşmayı sağlamak, resmi kuruluşlar ile şoför esnafı arasındaki iletişimi sağlamak vb. amaçlarla kurulmuş olan odanın yönetim kurulu başkanı İlçemiz esnaflarından Yusuf TOP’ dur. Gelirlerini üye aidatları ve basılı evraklardan temin eden odanın hizmet binası kendine aittir. Altı personeli olan odanın üyeleri ve ilçemize hizmet için bir kurtarıcı ve bir ambulansı bulunmaktadır.

Bucak Esnaf Sanatkarlar Odası : 1969 yılında ilçemizde bulunan Esnaf ve Sanatkarların üyeliği ile kurulmuştur.Esnaf ve sanat sahipleri ile bunların yanında Çalışanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak,meslek faaliyetlerini kolaylaştırmak ,mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak , mensuplarının birbirleriyle ve halkla ilişkilerinde dürüstlüğü hakim kılmak ve meslek ahlakını ,disiplini korumak gibi amaçlarla kurulan kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip meslek kuruluşudur. Oda üyelerinin sicillerini tutar,üyelerin resmi kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini düzenleyen Odanın Yönetim Kurulu Başkanı ilçemiz esnaflarından Ali SAĞAR’dır.Oda ayrıca tütün ve tütün mamülleri dağıtım A.Ş.’ni kurarak Tekel ürünlerini pazarlamaktadır.

Bucak Ziraat Odası Başkanlığı: İlçemizde 1963 yılında kurulan Ziraat Odası Kamu Kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.6100 civarında üyesi olan Odanın Yönetim Kurulu Başkanı İlçemiz Çiftçilerinden g elirlerini üye aidatları ve basılı evraklardan Zirai ilaç ve tohumluk satışlarından elde etmektedir. Odanın amacı; çiftçi sorunlarını resmi makamlara ulaştırmak çiftçilerin sosyal güvenlik sorunlarını takip etmek ,Köy Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin kurulmasına destek olmaktır.

Bucak Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığı : Ticaret ve Sanayii Odası Meclis üyeleri, Ziraat Odası Meclis Üyeleri, Belediye Meclisi ve Belediye Başkanlığının katılımı ile seçilen koruma başkanı ve dört yönetim kurulu üyesinden oluşur. 4801 sayılı yasa gereğince çiftçilerimizin ekili, dikili arazilerinin ve araçlarının zarara uğramasında çiftçilerimizi korumak amacıyla kurulan odanın koruma Başkanı ilçemiz çiftçilerinin Mehmet TUĞCU’ dur. Aynı kuruluş çiftçilerimize tohum eleme ve ilaçlamada yardımcı olmaktadır.

İlçemizde bunlarla birlikte Türk Hava Kurumu Şube Başkanlığı, Avcılar ve Atıcılar Kulübü, Hızarcılar Odası Başkanlığı, Sanayici ve İş Adamları Derneği, Huzur Evi Yaptırma ve Yaşatma Derneği, gibi kuruluşlar da yer almaktadır.

Ayrıca İlçemiz merkezi ve köylerinde halkın kök boyası denilen yöntemle boyadıkları iplerden dokunan Döşemaltı, Milas tipi halılar, özellikle turistlerin ilgisini çekmekte, üretilen bu el dokuması halıların da ilçe ekonomisine önemli katkıları vardır.

Burdur-Antalya karayolunda mevcut bulunan petrol satış istasyonları, dinlenme yerleri de ilçe ticareti açısından önemlidir. Bu yol üzerinde turizme hizmet verebilecek kapasitede üç tane dinlenme tesisi mevcuttur.

Yine Isparta-Antalya karayolunun ilçemiz Aksu vadisinden geçen yerlerinde turizme hizmet amacı ile tesisler yapılmaya başlanmış, bunlardan bir tanesi hizmet vermektedir. Bu yol Karacören I ve Karacaören II baraj göllerinin ve ormanlarımızın oluşturduğu güzellikler içerisinden geçmekle ileride yöre insanın ekonomik ve sosyal yönden gelişmelerine sebep olacaktır.

Tarihçe bölümünde belirtildiği gibi ilçemizde tarihin her döneminde yerleşimler olmuş, bu yerleşimlerden günümüze o dönemlerden bir çok tarihi kalıntı ve Örenyerleri kalmıştır. Bu kalıntılardan özellikle Cremna, Susuz Han, İncir Han son yıllarda turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu nedenle 1998 yılında Cremna Örenyerine kafeterya yapılarak turizmin hizmetine sunulmuştur.

III. KÜLTÜR VE TURİZM VARLIKLARIMIZ:

İlçemizde bulunan bu tarihi kalıntıları şöyle sıralayabiliriz :

CREMNA : İlçemiz Çamlık Beldesinde Bizans veRoma dönemleri daha çok göze çarpmaktadır

KODRULA : İlçemiz Kestel köyünde Roma şehri.

KRİTAPOLİS : İlçemiz Kızılkaya Beldesinde Roma şehri.

SİA (OSİA) : İlçemiz Karaot Köyünde Roma şehri.

KOMANA : İlçemiz Ürkütlü Beldesinde Yunan şehri.

MİLYAS : İlçemiz Kocaaliler Beldesinde Yunan-Roma yerleşmesi.

SUR KALINTISI : İlçemiz Taşyayla köyünde.

İNCİRHANI: İlçemiz İncirdere köyünde Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı 2.İzzettin Keykavus döneminde 1299 tarihinde inşa edilen bir kervansaraydır.

SUSUZHAN: İlçemiz Susuz köyünde Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı 2.İzzettin Keykavus döneminde 1299 tarihinde inşa edilen bir kervansaraydır

CREMNA :İlçemiz Çamlık Beldesi sınırları içerisinde Aksu (KESTOS) vadisinde etrafı uçurum olan hakim bir tepe üzerinde Pisidialıların kurduğu antik bir şehirdir.

M.Ö. 6. yüzyılda şehir Lidyalıların, M.Ö. 546 ‘ da Perslerin, M.Ö. 333’ te Büyük İskender ‘in (Alexsandır) burayı alması ile Makedonya hakimiyetine girmiştir. Daha sonrada sırasıyla Antigonas’ ın yönetimine, Selevkosların yönetimine ve Bergama Krallığına katılmıştır. M.Ö. 60. yılında Roma yönetimine, M.Ö. 36’ da Galatya yönetimine, M.Ö. 25 yılında tekrar Roma yönetimine girmiştir. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması ile Doğu Roma (Bizans) yönetimine, M.S. 11. yüzyıl sonunda Türklerin Anadolu’ya gelmesi ile birlikte Türk hakimiyetine girmiştir.

Cremna ‘da günümüze kadar ayakta kalabilen kalıntılar Romalılardan kalmadır. Şehrin etrafı iki metre genişliğinde, 7-8 metre yüksekliğinde surlarla çevrilidir. Şehre batıdan girilir. Şehir ızgara planı olarak kurulmuş Akrapol (Yukarı Şehir) kısmında Form (Meydan), Bazilika (Mahkeme Salonu), Kilise Elsodra (Kemerli Yapısı) ve Kütüphane yapılarından oluşmaktadır. Bunlardan başka Propolion (Anıt Giriş Kapısı), Nympheum (Anıt Çeşme Binası) bulunmaktadır.

1971-1973 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Profesörlerinden Jale İNAN tarafından bilimsel bir kazı yapılmış ve Kütüphane binasında çalışılmıştır, Bina ortaya çıkarılmış ve içerisinden 9 adet mermer tanrı heykeli bulunmuştur. Tüm eserler günümüzde Burdur Müzesinde sergilenmektedir.

1998 yılında turistlerin daha kolay ulaşabilmesi açısından antik şehrin girişine kadar patika olan yol genişletilmiş ve asfalt kaplama yapılmıştır. Gelen turistlerin kullanabilecekleri kafeterya, wc tamamlanarak hizmete girmiştir.

GELENEK-GÖRENEKLER:

-Kıyafetler: Erkeklerin eskiden giydiği fes, poçu, kepe (Cepken), iç gömlek, şal kuşak, yörük koanı, çaşır, yün çorap ve çarık günümüzde sadece köylü yaşlılarda rastlanılabilmektedir. Gençlerin ve ilçe merkezinin giyim tarzı çağdaş çizgiyi takip eder niteliktedir. Kadınların giydiği fes, oyalı yazma, içgömlek, sıkma, üç etek, acem şalı, direm kuşak, kepe, şalvar, yün çorap ve çarık genelde köy kadınlarının giyim tarzıdır. İlçe merkezindeki kadınların oyalı yazma ve şalvar (koca don) alışkanlığı devam etmektedir.

-Düğünler: Evlenme yaşı merkezde erkekler için 20-25, kızlarda 19-22 iken köylerde bu sınır 2-3 yaş aşağı düşebilmektedir. İki taraf arasında aracılarla anlaşmaya varıldıktan sonra oğlan tarafının büyükleri "kız istemeye" giderler. "He kahvesi" içilir. Kız ve oğlan "sözlü"dürler. Sonra iki aile akrabalarla bir araya gelip "nişan" yaparlar. Belirlenen zamanda iki aile yeni kurulacak yuvanın eksiklerini tamamlarlar (Urba görme). Düğün tarihi şeker, mendil, yazma, havlu gibi hediyelerden oluşan "oku" ile evlenecek kız ve oğlan veya onların yakınlarınca sözlü davet yapılır. Önceden bir hafta kadar süren düğünler günümüzde Cuma günü öğleden sonra kadınların davul-zurna eşliğinde kız evine gitmesi ile başlar.Kına yakılır. Akşam düğün evlerindeki yemekten sonra oğlan evinde eğlenilir. Cumartesi akşamı eğlence kız evindedir. Damat yakın arkadaşları ile kız evine gelir,oynar. Pazar günü öğle namazından sonra kız evine "gelin almaya" gidilir. Oğlan evine gelindiğinde gelin-damat birlikte şerbet içer. Damat arkadaşları tarafından gezmeye götürülür (Aralarında enaz birinin evli olması gerekir.). damat merak ettiği konularda bilgilendirilir ve eve geri götürülür. Düğünlerde davul-zurna ve daha çok saz eşliğinde oynanır. Gurbet havaları, Teke zortlatması, Teke zeybekleri, Kabardıç ve Kırık havaların yanında diğer sazlı-sözlü oyun lar da oynanır.

-Lakaplar: Eski lakap anlayışı Bucak'ta günümüzde de yaşatılmakta ve aileler lakaplarıyla anılmaktadır. Bazı lakaplar; Kedililer, Ayıcılar, Keneler, Deveciler, Katırcılar, Kırılar, Karıncalılar, Böcüler, Kirliler, süllüler, Güllüler, Kadılar (Çil kadılar, İbiş kadılar, Kadı Veliler, Kadı Ahmetler), Akçalar, Karacalar, Sarılar, Beyazlar, Akmehmetler, Garahüseyinler, Akçabeyler, Garahaliller, Çakırlar,Alaylılar,Demirciler, Galaycılar, Kömürcüler, Heybeciler, Kadir ustalar, Torbalılar, Keçeliler, Göncüler,Halvacılar, Müezzinler, Daşcılar, Borucular, Çerçiler, Onaranlar, Zemerci Mahmutlar, Arlılar, Uysallar, Musalar, Kısalar,Köseler, Doğruboyunlar, Mencilisler, Manduraplar, Yalançılar, Dilsizler, Kenişler,Gilikler, Hacıomarlar, Kirişler, Beslekler, Bağrıaçıklar, Görekler, Golaklar, Şippekler, Tefiller, Solumazlar, Çakacılar, Kartlar, Hacebişler, Meçikler, Cıllılar, Boleller, Karışıklar, Tombaklar, Yörükler, Osmancıklar.

BUCAK YÖRESİ YEMEK VE TATLILARI

AĞUZ

TARHANA

CEVİZ EZMESİ

KÖMBE-ÇANAK EKMEĞİ

TOPALAMA

KEŞKEK

DÜĞÜLCÜK

ARAP AŞI

BURDUR ŞİŞ

GELİN AŞI

SÜTLAÇ

MALZEME:500gr süt, yarım bardak su,toz seker, 1 kaşık pirinç, yarım kaşık pirinç unu.

YAPILIŞI:Bir kap içinde yarım kilo süt, yarım bardak su katılarak kaynatılır. Islanmış, temizlenmiş pirinç, sütle pişirilir. Şeker, yarım kaşık sulandırılmış pirinç unu ilâve edilir, kâselere dökülür. Soğuduktan

sonra tarçın ekilir.

     Yemeklerden sonra, bayanların doğumdan sonra loğusa diye tabir edilen dönemlerinde tüketilir.

 

CACIK

MALZEME:500gr yoğurt, 2 adet salatalık(hıyar) ½ dereotu, 1 kahve kaşığı nane, 2-3 diş sarımsak.

YAPILIŞI:Salatalıklar yıkanır kabukları soyulur, büyük bir kaseye çenterek doğranır veya rendelenir.

Yoğurt iyice çarpılır. Bir bardak su, tuz, doğranmış salatalıklar, sarmısak, dereotu, nane ilâve edilir. İstenirse üzerine zeytinyağı gezdirilir.

Not:Nane, dereotu, sarmısak, zeytinyağı ilâvesi isteğe bağlıdır.

    Göce ile yapılan tarana pilavı ile, öğle ve akşam yemeklerinde içilir.

 

SALAMUR PEYNİR

YAPILIŞI:Süt ılık iken peynir mayası veya oğlak gursağı(oğlak gursağı maya yokken kullanılırmış) sütün içerisine yeterli miktarda konularak iyice karıştırılır.

Maya tuttuktan sonra fazla bekletilmeden(aksi taktirde mantarlaşır) bez keseye dökülerek suyunun süzülmesi beklenir. Suyu süzüldükten sonra üzerine ağır taşlar konularak bastırığa vurulur.Peynir buradan alınıp dilimlenerek dört tarafı tuza batırılır ve tepsiye tek tek dizilir. Bu şekilde birkaç gün bekletilerek suyu iyice süzülür.

     Salamur yapmak için ise, tuzlu su kaynatılır. Tuzlu suyun kıvamı şu şekilde anlaşılır. Su soğuduktan sonra içine yumurta konur, yumurtanın yarısı suyun yüzünde yarısı suya battı ise suya atılan tuz oranı yeterlidir anlamına gelir. Dilimlenmiş peynirler bidonlara sıkı sıkı yerleştirilir. Hazırlanan tuzlu su üzerine dökülür ve ağzı sıkıca kapatılır.

     Sabah kahvaltılarında, börek-çörek yapımında, piknikte sıkça tüketilir.

 

KEŞKEK (Sütlü,sade ve pekmezli)

Keşkek Bucak ve köylerinde özel günlerde ve düğünlerde yapılır.

Keşkek, buğdaydan yapılır, Hafifçe ıslatılan buğday, taş dibeklerde dövülür, kabuğunun ayrılması sağlanır. Havalandırılıp kurutulduktan sonra savrularak kabuklar ayrılır. Kabuksuz buğday, büyük kazanlarda kaynatılarak pişirilir. Pişen malzeme özel araçlarla güzelce ezilir. Ezilerek elde edilen bu malzemeye keşkek denir.

YAPILIŞI:Özel dövülmüş keşkek buğdayı yıkanır, üzerine sıcak su dökülerek tencerenin ağzı kapatılır. Sabaha kadar şişmiş olan buğdayın üzerine biraz daha su katılarak kaynatılır. Dibinin tutması arada karıştırılarak engellenir. Pişince tabaklara alınıp üzerine tereyağı gezdirilir.

NOT:Sütlü keşkek için pişerken süt, eklenip 15-20 dakika daha kaynatılıp tuz atılır. Pekmezli keşkek için pekmez katılır.

 

BORANA

YAPILIŞI:Bakla yıkanır, ayıklanarak kıyılır ve su ile haşlanır. Tabağa alındıktan sonra üzerine sarmısaklı yoğurt(süzme) hazırlanıp dökülür. Tereyağı eritilir, kırmızı toz biber yağın içerisine dökülüp karıştırılarak yoğurtlanmış olan baklanın üzerine gezdirilir.

 

YOĞURTLU ISPANAK

YAPILIŞI:Ispanak yıkanır, ayıklanarak kıyılır ve kendi suyuyla ile haşlanır. Tabağa alındıktan sonra üzerine sarmısaklı yoğurt(süzme) hazırlanıp dökülür. Tereyağı eritilir, kırmızı toz biber yağın içerisine

dökülüp karıştırılarak yoğurtlanmış olan ıspanağın üzerine gezdirilir.

 

SÜTLÜ ISPANAK

YAPILIŞI:Ispanak yıkanır, doğranır. Yağ ve soğan kavrulup üzerine ıspanak dökülür. Kavrulur ve kararınca su dökülür. Kaynadıktan sonra içine pilavlık ya da diri bulgur ilave edilir. Suyu çekilir gibi olunca kaymaklı süt dökülür ve bir iki taşım kaynatılarak servis yapılır.

 

BATTA

YAPILIŞI:Yumurta haşlanır ve kıyılır. Tuz, dövülmüş sarmısak, yoğurtla karıştırılıp yumurtanın üzerine dökülür. Tavada eritilen tereyağın içine  kırmızı toz biber konup karıştırılarak yoğurdun üzerine gezdirilir.

 

TATAR

YAPILIŞI:Erişte kesiminden arta kalan üçgen şeklindeki büyük parçalar kaynamış tuzlu suda haşlanır ve süzülür. Sarmısaklı süzme yoğurt hazırlanıp, üzerine kırmızı biberli tereyağı dökülür ve yeşil soğanla yenir.

YOĞURTLU SEMİZOTU

YAPILIŞI:Semizotu yıkanır, kıyılır, kendi suyuyla haşlanır. Tabağa alındıktan sonra

üzerine sarmısaklı yoğurt(süzme) hazırlanıp dökülür. Tereyağı eritilir, kırmızı toz biber yağın içerisine

dökülüp karıştırılarak yoğurtlanmış olan semizotunun üzerine gezdirilir. Semizotu sütlü de pişirilir.

   Semizotunun ayrıca yoğurtlu salatası da olur.  

   Ebegümeci otu da sütlü, yoğurtlu ve bulgurlu pişirilir.

 

MAKARNA -ERİŞTE KESME

MALZEME:Un, tuz, yumurta.

YAPILIŞI:1kg una, 3-4 yumurta konur. Sertçe yoğurulur. Hamur dinlendikten sonra 2mm. kalınlığında yufka şeklinde açılır. Açılan yufkalar bezlerin üzerine serilir. Üstü biraz kuruyunca altı çevrilir ve tavlı hale getirilir. Tavlı hale gelen yufkalar, üst üste (3 tane) konur, ortadan bölünür. Bölünen parçalar da üst üste kapatılır (yarım daire şeklini alır) 5-6cm’lik şeritler halinde kesilir. Şeritler kibrit çöpü kalınlığında kesilir ve bezlerin üzerinde kurutulur.

    Erişte de, bu kesilen makarnaların fırına sürülerek hafif kızartılmış şeklidir. Erişteden çorba da yapılabilir.

 

BULGUR KAYNATMA

Buğday elenir, yıkanır, kazana dökülür. Üzerine üstü basa su konup kaynatılır. Kıvamına gelince(iyice pişmeden) kazandan indirilip bezin üzerine serilir. Akşamına bezlerin içindeki bulgurlar toparlanıp, sabah

tekrar serilir. Aynı zamanda bu toparlama bulgurun ilk gün yaş iken kokmasını engeller. Bu işlem bulgur kuruyasıya kadar devam eder. Kuruyunca ayıklanır, çuvallara katılıp değirmene götürülür. Bulgur, pilavlık, düğülcük ve diri olarak üçe bölünmüş vaziyette kırdırılır. Bulgur değirmenden gelince hafif ıslak olduğu için bir gün serilir, kepeği rüzgarda savrulur.

Diri bulgur dolma, sarma ve çorbalara, pilavlık bulgur pilavlara, düğülcük ise köfte, solumaz ve kısıra katılarak tüketilir.

    Ayrıca, yeni doğan çocukların ilk dişi çıktığı zaman dirgit adı verilen diş bulguru pişirilir. Komşular, arkadaşlar ve akrabalar çağırılıp afiyetle yenir. Yanına, fıstık, ceviz, haşhaş ezmesi vb. çerez konur.    

 

TARHANA YAPIMI

Tarhananın Hazırlanışı:Buğday özel olarak değirmende öğütülür. Bu öğütmeden göce denilen iri parçacıklı bölüm ile un elde edilir. Elekle birbirinden ayrılan göce ile un hafif rüzgarda savrulur, kepeğinden ayrılır.

Tarhana pilavı:Göce, pilav şeklinde pişirilir. İçine dorak otu konur, değişik bir tat ve koku alması sağlanır. Üzerinden yağlanarak naneli ayran ile yenir.

Tarhana çorbası için tarhana hazırlama:Öğütülen buğdayın unlu bölümü ayran ile hamur haline getirilir. Hamurun içine domates, nohut, yoğurt, boy otu, nane, dorak otu, kırmızı etli biber ve tuz konularak güzelce karıştırılır, yoğrulur. Koyu bir bulamaç elde edilince bir bez torbaya doldurulur.

Hazırlanan karışım bez torbada 3 hafta kadar bekletilir. Bu beklemede tarhana biraz sertleşmiş, mayalanmıştır. Üçüncü haftanın sonunda tarhana çıkarılır, bezlere serilir, kurutulur. Kuruyan tarhana elle övelenir un haline getirilir. Kışlık tarhana hazırlanmıştır.

 

PEKMEZ KAYNATMA

YAPILIŞI:Bağbozumu yapıldıktan sonra üzümler yıkanıp çuvallanarak ağzı bağlanır ve şırahaneye konulur. Şıranın aktığı bölüme bir kazan ve üzerine süzgeç konulur.Şırahanede üzümler suyu bitinceye

kadar ayaklarla çığnanir. Burada biriken şıra başka kazanlara aktarılır. Kazana biraz boz toprak ve elenmiş kül katılıp bir taşım kaynatılır. Kaynarken devamlı köpüğünün ölmesi için bir kuru çalı veya tefek dalı yardımı ile karıştırılır. 12 saat bekledikten sonra tekrar süzülerek pekmez tavalarına dökülür ve kıvama gelinceye kadar kaynatılır. Pekmezi koyacağımız kaba aktarma işlemini savurarak yaparız. İçerisine fesleğen dalı konur ve bir gece ayazlatılarak ağzı kapatılır.

 

SALÇANIN HAZIRLANMASI

YAPILIŞI:Domatesler yıkanır, doğranır, kapalı bir kap(bidon, naylon çuval vb.)içerisine konur. 5 gün bekletildikten sonra çıkarılıp ilistirden(delikli leğen) geçirilerek sinilere dökülür ve güneşe konur. Üzerine tozdan korunması ve suyunu çekmesi için tülbent örtülür. Güneşte suyu çekene kadar bu şekilde bekletilir. Yaklaşık bir hafta sonra hazır kıvama gelir. Tuzlanarak bir gün daha güneşte bekletilir. Hazırlanan salça bir gece ayazlatıldıktan sonra sabah kavanozlara katılır, üzerine sıvı yağ dökülüp ağzı kapatılır.

 

PEYNİR KURMA(SALAMUR PEYNİR)

YAPILIŞI:Süt ılık iken peynir mayası veya oğlak gursağı(oğlak gursağı maya yokken kullanılırmış) sütün içerisine yeterli miktarda konularak iyice karıştırılır.

Maya tuttuktan sonra fazla bekletilmeden(aksi taktirde mantarlaşır) bez keseye dökülerek suyunun süzülmesi beklenir. Suyu süzüldükten sonra üzerine ağır taşlar konularak bastırığa vurulur.Peynir buradan alınıp dilimlenerek dört tarafı tuza batırılır ve tepsiye tek tek dizilir. Bu şekilde birkaç gün bekletilerek suyu iyice süzülür.

     Salamur yapmak için ise, tuzlu su kaynatılır. Tuzlu suyun kıvamı şu şekilde anlaşılır. Su soğuduktan sonra içine yumurta konur, yumurtanın yarısı suyun yüzünde yarısı suya battı ise suya atılan tuz oranı yerlidir anlamına gelir. Dilimlenmiş peynirler bidonlara sıkı sıkı yerleştirilir. Hazırlanan tuzlu su üzerine dökülür ve ağzı sıkıca kapatılır.

     Sabah kahvaltılarında, börek-çörek yapımında, piknikte sıkça tüketilir.

 

AYVA REÇELİ

MALZEME:1kg ayva,1 çay kaşığı limon tuzu veya 1 limon suyu, 5-6 su bardağı şeker.

YAPILIŞI:Ayva dilimlenip soyulur. Ortası çıkarılıp istenen biçimde doğranır. Kabukları ve ortaları  2-3  bardak su ile kaynatılıp suyu alınır. Ayvalar bu su ile yumuşayıncaya kadar iyice haşlanır.(Suyu süzülmez). Sora şeker konup kıvama gelinceye kadar yavaş yavaş kaynatılır. Limon tuzu veya limon suyu ilave edilir. Ateşten alınır. Ilınınca kavanozlara boşaltılır.

NOT:Reçelin kıvamı şöyle anlaşılır. Bir çorba kaşığı reçel suyu tabağa konur. Biraz soğuyunca tabak sağa sola eğilir. Eğer çabuk akıyorsa reçel suludur, kaynatmaya devam edilir. Ayva reçelinin rengi pembe olması için yavaş yavaş kaynatmalıdır.

EKMEK TATLISI:Yufka ekmek gevretilip ufalanarak tepsiye serilir. Üzerine pekmez şerbeti dökülür.Ekmekler dökülen şerbeti eminceye kadar bekletilir ve servis yapılır.

DOLMA TURŞU

MALZEME:Lahana, salatalık, gök domates, havuç, kırmızı biber, sarmısak, nane, maydonoz, sirke, limon tuzu, normal tuz, tefek yaprağı, dolmalık biber.

YAPILIŞI:Lahana ince ince kıyılır, gök domates, havuç, kırmızı etli biber, salatalık, ince ince kıyılır. Tuz ve limon tuzu atılır. Gerektiği kadar sirke konur. 15 dakika sirkede bekletilir. Daha sonra hazırlanan harç dolmalık biberlerin içine doldurulur ve kavanoza yerleştirilir. Kalan suyu kavanoza dökülür. Dolmazsa tuzlu sirke ile üzeri örtülür. Üzerine 3-4 tane limon tuzu konur. Daha sonra nane, maydonoz, tefek yaprağı örtülüp kavanoz kapatılır. (Hava almaması gerekir.) Yaklaşık bir ay sonra kıvama gelir.

KARIŞIK TURŞU

YAPILIŞI:Sivri yeşil biber, gök domates, acur, havuç, kurulacak olan kaba özenli bir şekilde yerleştirilir. Maydonoz, nane, çörtük otu, yaprak yaprak aralarına yerleştirilerek kabın içerisine dizilir.

    Bir bardak sirkeye, iki bardak su katılır. Gerektiği kadar tuz atılır. Üzerine limon tuzu konur.

 

Yöremizde şifalı bitkilerden yapılan yiyecek ve içecekler.Nasıl hazırlanır ve hangi hastalıklara iyi geldiği tahmin edilir?

DİKEN KAHVESİ (DEVE DİKENİ)

Doğada bulunan bu dikenin tepesinde oluşan mor çiçeğin (topuzun) içindeki buğday tanelerine benzer

tohumlar kavrulur. Kahve değirmeninde çektirilir. Su ve şeker katılarak kaynatılıp içilir.Türk kahvesine

benzer bir tadı olduğu söylenir

 

SİRKE YAPIMI

Pekmez yapımı esnasında üzümler çuvallanarak şırahanelerde hiç suyu kalmayacak şekilde çığnanır. Çuvalın içerisinde kalan cura (posa) mengenede sıkıştırılır. Daha sonra su konup ıslatılarak birkaç gün bekletilir ve sirke böylece oluşmuş olur.

IHLAMUR

Ihlamur ağacında yetişen bu çay türü çaydalığın içerisinde kaynatılır ve şeker atılarak sıcak içilir.

Grip, nezle ve üşütmeye iyi geldiği söylenir.

 

KEKİK

Doğadan toplanan kekik, kaynatılarak veya üzerinden sıcak su dökülerek biraz şeker atılıp içilir.

Grip, nezle ve mide üşütmelerine iyi geldiği söylenir. Bazı yemek ve pilavlarda da kullanılır.

 

OĞUL OTU

Kollestrol ve şeker hastalığına iyi geldiği söylenmektedir. Ayrıca kanı sulandırır da denilmektedir.

Bucak’ın Melli(Kocaaliler) Kasabasında yetiştiği söylenmektedir.

 

BOZ ÇALBA ÇAYI

Tansiyonu dengeler, karın ağrısı, soğuk algınlığı ve şeker hastalığına iyi geldiği söylenmektedir. Sıcak içilir.

 

MAYDONOZ

Gözlere, karın ağrısına, idrar yollarındaki taşı düşürmeye, karın bölgesindeki yağı eritmeye faydasının olduğu bilinmektedir

 

PAPATYA

Karın ağrısına, boğazdaki iltihabı sökmeye, öksürük ve soğuk algınlığına iyi geldiği söylenmektedir.

AYVA YAPRAĞI

İltihabı söker, özellikle öksürüğe iyi geldiği söylenmektedir.

 

ISIRGAN OTU

Toplarken eli kaşındırır. Kanser hastalığına iyi geldiği söylenmektedir. Salatası, böreği ve kavurması yapılır.

 

NANE-LİMON

Su ile kaynatılarak içilir. Tansiyonu düşürür. Soğuk algınlığı için iyi gelir. Diyet yapmak için de faydalıdır.

 

KARANFİL KARABİBER VE TUZ

15’er gr alınır, yeni kesilmiş bir sığır kafası derisi üzerine ekilir ve sonra ağrıyan dize bağlanır. 24 saat böylece durulur. Diz ağrısı için faydalı olduğu söylenir.

 

TURP SUYU VE İNCİR

Kaynatılmış su ile karıştırılır ve bir miktar içilir. Ses kısıklığına iyi geldiği söylenmektedir.

 

SARIMSAK VE ZEYTİNYAĞI

Bir baş sarımsak soyulur, ateşte iyice pişirilir. Simsiyah olunca, elle ezilip kül haline getirilir. Hazırlanan sarmısak halis zeytinyağı ile karıştırılıp macun yapılır. Saç ve sakal çıkmayan yerlere sürülüp ovulduktan sonra bir iki saat beklenir. Sonra yıkanır, Bu işleme üç dört kere devam edilerek sonuç alınır.

 

TANSİYON DÜŞÜKLÜĞÜ

Bir su bardağı ayrana bir tatlı kaşığı tuz konularak karıştırılır ve içilir.

 

TANSİYON YÜKSEKLİĞİ

Sarmısak ve limon suyu içmenin iyi geldiği söylenmektedir.

Not: Fadime GÖRAL (Görek Nene) ile yapılan görüşmeden alınmıştır.

 

 

BUCAK TÜRKÜLERİ

 

Ak Fasille Pişirdim

Dinle

Boğaz Havaları

Gelin Alma

İğdenin Dalları

Yüksek Tepelerde

Şıngır Şıngır

Al Almanın Turuncu

İliman

Kuyu Dibi Millolur

Halı Dokurum Halı

Ev Yaptırdım

Karanfilim Kat Beni

Menevşeli

Boğaz Boğaza Bakar

Gelin Ağlatma

Halil Efe

Al Almanın Turuncu

Karlı Dağı Aşamadım

Hatçem(Arvallı)

Katkılarından dolayı       Mehmet ÇELİKDEMİR'e teşekkür ederiz.

 

              DEYİMLERİMİZ

AĞZI FAL OLMAK : Birisinin söylediğinin aynen gerçekleşmesi.

AĞZINA KAŞIK KEPÇE SIĞMAMAK : Çok yüksekten atıp tutmak.

AHMAK ISLATAN : Çok ince yağan, önemsenmeyen, ama insanı ıslatan yağmur.

AKLIN BASTAN BİR KARIŞ YUKARIDA OLMASI : Çok havai olmak.

AKŞAM ÖĞÜNÜNÜN SENDEN GELMEMESİ : Birisine muhtaçlığın olmadığını belirtmek.

ALA DAĞDA SİVRİ SİNEK GÖZETMEK : Önündeki ise bakmamak, başka yerleri gözlemek.

ALDI HASAN SATTI HASAN, SERMAYEDEN KATTI HASAN : Zarar etmek.

ALTI AYDA BİR KARIŞ, BİR AYDA ALTI KARIŞ OLMAK: Baharda ekinlerin büyümesini anlatır.

AMBARA BAKAN MİSAFİR EŞEĞİ GİBİ OLMAK:Gereksiz yere sağa-sola bakınmak.

ANADAN DAYI BABADAN SOY OLMAMAK : Akrabalık olmadığını belirtir.

ANASI AĞLAMAK : Çok sıkıntı çekmek.

ANASINI BELLEMEK : Bir işi başarmak.

ANGARYAYA GİDEN HASTA CAVIR GİBİ İŞLEMEK :İsteksiz çalışmak.

ARKA AYAĞI İLE KULAĞINI KAŞIMAK : Sorulmadık yerden cevap vermek.

ARMUT PİŞ AĞZIMA DÜŞ  : Herşeyi hazır beklemek.

ATEŞ OLSA CİRMİ KADAR YER YAKMAK : Karşıdakinin bir şey yapamayacağını belirtir.

ATEŞE KÖRÜKLE VARMAK : Bir olayı, yatıştırmak yerine daha da kışkırtmak.

ATTAN İNİP EŞEĞE BİNMEK : Daha iyisine sahipken kötüsüyle yetinmek.

AVCUNU YALAMAK : Yaptığı düzenbazlıktan bir şey kazanamamak.

AYI İZİNİ KURT İZİNE KARIŞTIRMAK : Yaptığı işleri birbirine karıştırmak.

BAĞRI YUKA OLMAK: Çok duygusal olmak.

BALTAYI TAŞA VURMAK : Giriştiği işte karşı tarafın çok sert çıkması.

BAŞA KAKMAK : Bir suçu sürekli hatırlatmak.

BAŞINDA ÇÖP KIRMAK : Birisinin umulmadık bir şeyi ilk defa yapmasında söylenir.

BAŞINI BAĞLAMAK : Evlendirmek.

BAŞININ ETİNİ YEMEK : Bir şeyi sürekli söylemek.

BASTIĞI YERDE OT BİTMEMEK : Çevresine onulmaz zararlar vermek.

BELLİK ETMEK : işaret koymak.

BEY DEVESİ GİBİ GEZMEK : Hiçbir işe yaramamak, sürekli gezmek.

BIÇAĞI HAKKINA ALMAK  Bir şeye bilek gücüyle sahip olmak.

BIÇAKLI TÜFEKLİ OLMAK: Belalı olmak.

BİLİŞ KÖPEK GİBİ SIRITMAK : Yersiz sırıtmak.

BİN İŞÇİ BİR BAŞÇI OLMAK : Her işte bir yönetenin olması. .          

BİR DERİ TUZLAMAK: Yapılan bir işten bir kazanç sağlamak.

BİR DERİ TUZLAMAMAK: Yapılan bir işten bir kazanç sağlamamak.              

BOYUNDA BONCUK BULMAK: Hak etmediği bir varlığa kavuşunca bununla övünmek.

BOSTAN KORKULUĞU GİBİ OLMAK : Etkisiz kalmak.

BOSTANCIYA KELEK SATMAK: direyi bilene öğretmeye kalkmak.  

BOYACI KÜPÜ DEĞİL Kİ DALDIRIP ÇIKARASIN:Bir şeyin hemen olmayacağını belirtmek.

BOYUNDURUK TAKILDATMAK: Bir işte çalışıyor gibi görünmek, ama çalışmamak.

BOZUK PLAK GİBİ OLMAK : Aynı şeyi söylemek.

BU ABDESTLE EPEY NAMAZ KILMAK : Bir olaydan ders almak.

BURNU SÜRTÜLMEK : Çok eziyet çekmek.

BURNUNDAN KIL YOLDURMAMAK : Büyüklenmek, nazlanmak, kendine laf söyletmemek.

BURNUNU SÜRTMEK: Çok eziyet çektirmek.

ÇALIYI TEPESİNDEN SÜRÜMEK : Sözün başındayken sona varmak, olmayacak şeyi söylemek.

CAMIZIN SUYA SIĞMASI GİBİ KONUŞMAK : Çok uygunsuz konuşmak, kırıcı olmak.

ÇERÇİ EŞEĞİ GİBİ KOKMAK : Aşırı koku sürünmek.

ÇIKKINI GİBİ YIKKINI OLMAMAK : Atıp-tuttuğu halde söylediklerini yapmamak.

CILKI ÇIKMAK : Bir işi karıştırmak, başaramamak.

CİNİ ŞEYTANI DAĞITMAK : Çevresindeki kalabalığı dağıtmak.

CİNİ ŞEYTANI TOPLAMAK : Çevresine kalabalığı toplamak,      

ÇUVALI ALTINDAN TUTUP SİLKMEK : Olan biten her şeyi söylemek.

DALAKLININ BEYGİRİ GİBİ DOLAŞMAK, ATILIP GİTMEK : Çok yorulmak.

DAMDAN TAŞ DÜŞER GİBİ BAŞINA DÜŞMEK :Umulmadık bir olayla karşılaşmak.

DAVI TUTMAK : Olamayacak bir şeyi sürekli istemek.

 

 

              YER VE YÖRE ADLARI

        Bucak'ta ilk yerleşimin gerçekleşmesinden bu yana mevkiiler çeşitli adlarla adlandırılmıştır. Orijinal olarak kabul edebileceğimiz bu adları belirtmenin yararlı olacağı inancıyla buraya koyuyorum. Yer-Yöre adlarını anlaşılacak biçimde tariflerle vermek istiyorum. Bucak şehir merkezinden çıkan yol boylarında bulunan yer-yöreleri tanımaya çalışalım:

1-Tepe çevresi: Türkeler, Kurdunönü

2-Hökez Dağı'nın güneyinden Sanayii Çarşısı ve İncirdere yolu üzerinde bulunan yer adları; Tepecik (Hastahane çevresi), Kanlı Sarnıç, Çardak Deresi, Masat, Külcüler, Onaç Yakası, İncepınar, Çukuryer, İncirhanı, Çingene Tepesi, Tilkili.

3-Demirliköprü'den batıya uzanan yol boyundaki yer adları: Kırançay, Tahtaköprü, Mekecik, Yağmuracı, Çorak.

4-Bucak - S. Demirel Bulvarı - Üzümlübel yolu üzerindeki yer adları : Ece Kuyusu, Kahveler,Çıkçıkkuyusu, Kadınkuyusu, Zincirli, Sandıklıkuyu, Cevizler, Burunucu, Ergenliburun, İhtiyartepesi, Gügüp, Kurupınar, Akbayırpınarı, Üzümlübel Köyü

5-Fatih Caddesi - Zincirli arasındaki yer adları : Bağaltı, Körkuyu, İnceyol, Çemberlikuyu, Mıncıraklı, Karaalikuyusu, Zeren Kuyusu.

6-Mustafa Konu Caddesi üzerindeki yer adları: Fidançıtlık, Hacıhüseyin Musluğu, Turba, Çiftkuyusu, Hacıhaytakuyusu, Söğütlümusluk, Hacıbekirkuyusu, Osmancıkkuyusu, Döşeme, Bilellerburnu.

7-Bucak'ın güneyinde bulunan kıyı kesimden batıya uzanan yamaç boyundaki yer adları : Bayramlar yakası, Çamlıca tepesi, Kirişburnu, Kızakderesi, Köyderesi.

8-Bucak'ın güneyinde bulunan tepeler arasındaki yer adları: Çubukiçi, Dilikkaya, Erenköy, Bıtıraklı, Yarasinli, Beşkuyular, Katrandağı Boğazı.      

9-Kumar Yaylası'na kadarki yol boyundaki yer adları : Kumarboğazı, Malkayası, Şeftalitaş, Gelintaşları, Kirazkuyusu, Çatalalan, Kavaklı, Fasillık, Söğütlü, Kelerlik, Musulu, Yazbeleni, Selvili, Köyyeri, Barak (Yaylanın batısında), Harımcık.

10-Çatalalan - Katrandağı arasındaki yer adları: Değirmenlik, Belsarnıç, Oyrak, Pelitlialan, Kızılalan,Karatavuk.      

11- Kahveler - Susuz Köyü arasındaki yer adları : Mıncıraklı, Kızılciğer, Yalnızağaç, Göçüktaş, Dikilitaş, Besleksarnıcı, Bağbaşı, Akpınar, Hamitköyü, Ardıçaltı, Köprübaşı, Yıkıkkahve, Akçakilise, Gemiciburnu, Hacılımusluğu, Eskiköy, Bullacık, Düdenbaşı, Tekköprü, Çifteköprü, Taşkuyu, Aladibeklikuyu.

              MİLLİ MÜCADELEDE BUCAK

Milli Mücadele günlerinde bir nahiye durumunda olan Bucak (Oğuzhan) başta asker olmak üzere her türlü katkıyla vatan savunmasına katılmıştır. Birim olarak küçük olduğu için Burdur Sancağı daha ön plandadır. Bölge olarak birlikte hareket edildiğinden bu inceleme de bölge olarak yapılmış ve, Bucak'la ilgili çok Önemli bilgilere rastlanmıştır.

İtalyan İşgali:

Bilindiği gibi Bucak'ımızın da içinde bulunduğu bu bölge İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir. Halkımızda genel olarak İtalyanlar'ın dostluğu yönünde bir eğilim vardır. Bu eğilimin sebebi İtalyan işgal siyasetinin bir gereğidir. Dostça davrananın bir işgal kuvveti olması zaten başlı başına bir çelişkidir.

İtalya, Londra ve St. Jean de Mouranna gizli antlaşmalarıyla Anadolu'da işgal edeceği yerleri belirlemiştir. (26.04.1915) Antalya, Burdur, Batı Anadolu, İtalya'nın işgal edeceği yerlerdir.

28.05.1919'da Antalya işgal edildi. Halka karşı uzlaşmacı bir tavır göstererek hastane ve

okul açtılar. Ama Antalyalılar buna itibar etmediler.     

Bucak, 25 Haziran 1919 günü İtalyanlar tarafından işgal edildi. Bucak' a bir bölük asker bırakıldı. 26 Haziranda Çeltikçi, 29 Haziranda da Burdur işgal edildi. Mondros Mütarekesi'ne göre işgalin bir sebebi olmalıydı. İtalyanlar, bu sebebi oluşturmak için çeşitli yollar denediler. Devlet zayıftı. İtalyanların gelmesiyle daha önceki bölümlerde de bahsettiğimiz kendilerine efe denen eşkıyalar türedi, çeşitli olaylar çıktı, halk bundan şikayetçi oldu. italyanlar da asayişi korumak amacı ile işgal hareketine girişt